Şaka yapıyor olmalıyım kendime!
Yazı yazmayalı onbeş gün mü olmuş.
Kendimden utanıyorum yahu.
Ya zaman çok az ya da ben fazlasıyla uyuşuğum.
Alt tarafı
on tane vize sınavı beni bu kadar dağıtmamalıydı.
Buna izin vermemeliydim.
Hızlıca burada yokken yaptıklarımın kısa bir özetini geçmeliyim.
*
Dördüncü yarıyıl vize sınavlarımı verdim gitti.
Ama çilem bitti mi? Tabiki hayır.
Şimdide teslim edilicek bi dolu ödev var.
Peki ben bu ödevleri yaptım mı? Kapağını bile açmadım.
Pişman mıyım? Bildiniz.Hayır.
Umrumdamı? Şimdilik diil.
*
Ben bide bu onbeş günlük sürede
-kankamın kuzeninin- kınasına gittim.
Beni orda gören heralde benim kuzenimin kınası zannederdi.
En azından herşeye katılmak durumunda olunca ben öyle hissettim.
Ama öyle diilmiş meğer.
Onların kınası düğünü hep böyle coşmalı,oynamalı,yorucu ve daha o gün alınan babetlerin
vurucu olduğu eğlenceler oluyomuş
bunu anladım.
Bikaç gün ayaklarımın üstüne basamamak demekmiş
bunu anladım.
Eğlencenin dibine vurmakmış
bunu da anladım.
*
Toz pembe hayaller kurdum,rüyalar gördüm.Onlar ayrı bi yazı konusu diye düşünüyorum.
*
Onun dışında ertesi gün sınav olduğu halde pazara gitmedik mi,gittik.
Gezip tozmadık mı,onu da yaptık.
Peki bu
onbeşgünlük süre zarfında cılkımız çıktımı valla çıktı.
Şimdi biraz dinlenme ay yani gezip tozma vakti.
Hazır havalar da güzelken gezin tozun tadını çıkarın derim.
Şimdi survivor izliycem.
Sizi şuan fonda çalan
Mor ve Ötesi'nin Nakba'sıyla başbaşa bırakıyorum.
Evet bende sizi özledim.
Anlatıcak çok şey var.
Not:Jet hızıyla yazılmış bi yazıdır.Sonradan kaldırılma tehlikesi barındırmaktadır.