23 Nisan 2012 Pazartesi

Kuaförlerden nefret ederim demiş miydim!

 Şu an kendimi çok mutsuz hissediyorum.
Çok.
Çok.
Saçımı acımasızca kesen o sürtük kuaförü boğmak istiyorum.
Boğmak.
Benim harika bi deli kuaförüm vardı.
Her seferinde tırsa tırsa gider,mutlu çıkardım ordan.
Pek şahane saç keserdi.
Ne boy istediğimi bilir konuşturmazdı bile beni.
Çatlaktı falan ama sonsuz güvenirdim ona.
Ama lanet olsun ki taşındı.
Hemde taaaa Kocaeli'ye.
İstanbul sınırları içinde kalabilseydi hiç üşenmez giderdim ama yeni birini bulmak lazım dedim ve tam 14 aydır kestirmediğim belime kadar uzayan canım saçlarımı kestirmeye gittim.
Kendi kopasıca ayaklarımla.
Gittiğimde beni biraz bekleticeğini söyledi.
Ah bende sorun değil dedim.!
Demez olaydım.
Sıra bana geldi bende gayet kendimden emin bi şekilde oturdum.
Ona nasıl kesmesi gerektiğini anlattım ve üstüne birde kendi saçımın eski bi fotoğrafını gösterdim.
Bu kesti de kesti.
Arada çok kısa olmuyo dimi? diye uyardıysam da beni dikkate almadığını çok geç anladım.
Tabi ben arkayı göremiyorum ya anlamadım hiç.
Bittiğinde aynayı tuttuğunda neye uğradığımı şaşırdım.
Biraz kısa olmuş falan diye mızıldandım ama duymazdan geldi kendisi.
He bide katlı kesimi de hiç becerememiş.
Bitek uç kısımlarına kat atmış. 
Liseden beri hep uzun kullandığım saçlarım şuan -araboy-.
Hatta neredeyse omuzlarımda.
Ve -araboy- en sevmediğim boydur.
Ya da artık en sevmediğim boy.
Şaka yapmıyorum.
Ciddi anlamda mutsuzum.
Çok mutsuzum.
Çok mutsuzum.
Çok mutsuzum.
Ben kendimi bişeylerle öldürmeye gidiyorum.
Kuaförlerden nefret ediyorum.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Nötr.

Muhteşem günler geçir-mi-yorum.
Harika bir havam yok.
Uyumak mutlu et-mi-yor.
Uyanmak mutlu et-mi-yor.
Saçmasapan kahkahalarım var.
Konuşmak iyi gelse de,
Bastırdığım hıçkırıklarım var.
Tam -onaltı- dersin sınavını atlattığım için şahane bir rahatlama yaşa-mı-yorum.
Kitap okumak iste-mi-yorum.
Film izlemek iste-mi-yorum.
Lanet ödevleri yapmak iste-mi-yorum.
Keyifsizim.
Bu durum hiç benlik diil.
Odamın dağınıklığını toplamak bana şuan iyi gelen tek şey.
Tek istediğim biraz huzur.
Biraz.

6 Nisan 2012 Cuma

Biraz Daha.

Son 2 vizeyi saymazsak vizeler bitti gibi.
Haftasonu sınavlarını da bi atlatıyim,
Gelicem.
Kulaklığım,kahvem ve kitabımla buluşmama az kaldı.

12 Mart 2012 Pazartesi

Gönül İsterdi.

Şuan şu yukarıdaki halde olmayı fevkalade isterdim.
Ama siz bu zırvaları okurken ben;
Durakta tirrrr-tir titriyor olabilirim,
Otobüse binmiş ve çantamda akbil arayıp acaba evde mi unuttum diye kalp krizi geçiriyor olabilirim,
Dersi kıl payı kaçırıp ah vah yapıyor olabilirim,
Öğlen yemeği vaktinde yapılan bir sabah kahvaltısında ne yiyeceğimi bulmak için saatlerce düşünüyor olabilirim,
Kursta projeksiyona dönük birşekilde çenemi elime yaslayıp acıyan gözlerimi dinlendiriyor ve kankam E nin şaşkın bakışlarına maruz kalıyor olabilirim,
Hala bir D90'ım olmayabilirim.
Hayat.
Ve büyük hayat macerasından bol aksiyonlu bir gün daha.
Kuşlar falan.
Adeus.

5 Mart 2012 Pazartesi

Pazartesi sendromu mu,o nasıl bi'şey ki,yenir mi?

Hey you.
Orda mısın.
Ben tam olarak burdayım.
Bugün;sabahın kör vaktinde uyandım ve 9daki derse tabi ki yetişemedim.
Yaklaşık bir saat gibi boş boş dolandıktan sonra,E ve A geldiler.
Her pazartesi istisnasız yaptığımız gibi Tapuya kahvaltı yapmaya gittik.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi gittiğimizde çalışanlar bile hala esnemekteydi ki bu ilk müşterilerin bizler olduğunu gösteriyor.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi ben ne yiyeceğimi seçemedim,poğaça börekler bana bakadursun ben yeşilçay ve kepekli sandviç istedim.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi şefimiz Osmen,sandviçi beyaz ekmekle yapacakken imdat kepekli olacktı dedim ve bir orta yol olarak kendileri beni bilmemne unundan yapılmış bilmemne ekmeğiyle kandırdı.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi sallama yeşilçayı sıcak suyun içinde fazla tuttuğumdan dolayı sert olan çayımı,kepekli olmayan sandviçimle mideye indirdim.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi karşımda iki adet 38 beden hatun çikolatalı açmaları mideye indirmekle meşguldü.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi saatlerce dedikodu yapıldı,ondan bundan konuşuldu,suratlar kaydı,makyajlar aktı,mekanın sahipleri ise artık bizi görmezden gelmeye karar verdiler.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi dersten sonra sıkıcılıktan ölen,kimsenin ağzını bıçak açmadığı kursun yolunu tuttuk.Hayır grafik tasarım kursu bile böyle olur mu ya.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi 22:10da evdeyim.
Her pazartesi istisnasız olduğu gibi mutlu,yorgun ve uykusuzum.
Ama bugünden geriye kalan güzel muhabbetler,şen kahkahalar var.
Telefonumun kafayı yiyerek çektiği yamuk yumuk boğaz manzaralı fotoğraflar var.
Sahilde yürünmüş yollar,çitlenmiş çekirdekler var.
Cebimde yeni anılar var.
Şimdi yazıyı ikinci kez okumadan direk yayınlayıp buralardan gidiyorum.
Üniversite öğrencisinden istenmeyecek 2 şeyi okulum hala öğrenemedi!
Erken saatte ders ve ödev.Katlanılacak gibi değil.
Yarın Salı ve ben her salı istisnasız olduğu gibi sabah 06:40a saat kurup 07:05te uyanıp 07:20deki otobüse yetişmeye çalışacağım.
Siz bunu dinlerken hayat o kadar da zor değil.
Addio.


14 Şubat 2012 Salı

OndörtŞubat.

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun
Ben ölü taklidi yapmaya gidiyorum.

7 Şubat 2012 Salı

Ben hayalci olalı tam -yediyüzotuz- gün oldu.

Bundan tam iki yıl önce bugün ilk-kendini bilmez-saçma sapan-hiç kimsenin okumadığı bir ben geldim yazısı yazmıştım buraya.
Her geçen gün arttı peşimden gelenler.
Peşinden gittiklerim.
Bugün yüzünü görmeyip çok sevdiğim arkadaşlarım var.Birkaç gün yazı yazmayınca beni merak edenler var.
Bilmediğim tonlarca şeyi öğrendiğim,
Farkında olmadan hayatlarına dahil olduğum,
Hayatıma dahil ettiğim,
Uzun süre sesi çıkmayınca merak ettiğim,
Paylaştıklarını hissettiğim,
Bazen de hemen bunu paylaşmalıyım dediğim,
Her geçen gün farklı bir ortak nokta bulabildiğim insanlar var.
İşin özü ben burda saçmalamaktan son derece mutluyum.
Yediyüzotuz gün boyunca bana katlandınız madem,bundan sonra da zırvalarımı dinlemelisiniz.
Daha anlatacağım çok şey var.
Ben buralardayım.
Hayalci 2 yaşında.
Hayalcinin Günlüğü 2 yaşında.
Hepibörtdey.
Related Posts with Thumbnails