Okunası. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okunası. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2011 Perşembe

Aralık İkibinonbirden Kalanlar.

Aloha!
Bu yazı benim blogumdaki yılın son postu olabilir.
Tabi benim sağım solum belli olmaz bilirsiniz.
O yüzden son olmayabilir de.
Hem her son bir başlangıç değil midir zaten?
Aralıktan kalma telefonla çekilmiş fotolarla başbaşa bırakırken sizi,ben ikibinonikiyi bekliyorum.
İşin aslı pijama-terlik-tv üçlüsüyle başbaşa kalma korkusu sardı dört bir yanımı.
Okulda mac'lerin çıldırtan yavaşlığının yanında vişneli tofita herşeyi unutturabilir.
 
Ders arası içilen o kahve.
Derse gitmeyi imkansız kılan saatler süren fal.
O fal varya o fal.
Neler yokki o fincanın içinde.
Aşk meşk entrika yol kısmet,ne ararsan.
 Son günlerde tükettiğim kalorilerin yanında masum kalır şu ikisi.
 Fotoğraf çekene kadar dayanamayıp ucundan tırtıkladığım cheesecake.im.
Ne güzel şeysin sen.
 Hayalci elinden tiramisu yemek isteyenler parmak kaldırsın bakalım.
Bazen küçük süprizler güzel gider.Ow yeah!
Daha bitirmedim ama şimdiden okuyun derim,bir anda feci sardı.
Finallere kadar bitecek!
Hadi şimdi aklından bir sayı tut!

Bu ugursuzluk üzerine gidip milli piyango alan mı?
Evet o benim.
Trilyoner olursam ilk işim bu batıl inancı
-Yok etmek- olacak.
Hayalci mi?
O da benim.
Adios.

23 Ekim 2010 Cumartesi

Alaycı Kuş

Evet sonunda okudum.
Hemde ne yazıkki jet hızıyla.
Bitmesin diye çok uğraş verdiysem de nafile.
Açlık Oyunları ve Ateşi Yakalamak'ı okuyanlar zaten anladı ne demek istediğimi.
Hee yok ben okumadım niyetim de yok dersen eğer,oku hayatına renk gelir derim.
Otobüste sırf bu kitabı okumak için oturmak istiyebilir,internetin olmamasına üzülmeyebilirsin.
Evet.
Yaparsın bunu.
Her sayfayı okurken gözün alt satırlara kayabilir.
Hatta kaymasın diye orayı elinle kapatabilirsin.
Sonra böyle sürükleyici bir seri ararsın.
Ama bu tadı bulamazsın.
Konuya başlığını veren üçüncü kitap Alaycı Kuş'a gelecek olursak (mavi renk spoiler içerebilir,içermeyebilir de,uyarmadı deme):
Katniss Capitol'e karşı tutumuyla Alaycı Kuş oluyor ve savaş alevleniyor.Tabiki kitap yine sürükleyici.İlk kitabın yeri gönlümde başka olsada,son olgunluğuyla etkiliyor.Bu sefer sokaklar arena.Herşey daha ciddi,daha gerçek,daha karanlık.İlk iki kitaba göre biraz da hüzün var kitapta,savaş var,heleki karakterleri sevdiyseniz içiniz acıyor bazı kısımlarında.Katniss psikolojik sorunlar yaşarken,okuyucu da onun iç dünyasına sürükleniyor.
Bide söylemeden geçemiyciğim;kitapta Peata'nın durumu can sıkıcı.Hayır sevgili Suzanne'cim başka karakter mi yoktu Capitol'un ellerine verecek!Bıraksana Peata'mı!
Tamam çok saçma bir ayrıntı ama kitap boyunca Cinna hep biyerlerden çıkıcakmış gibi geldi ya :(
Küçük Prim'in durumunu ise uzun süre kabullenemedim.
Kitabın en güzel yanı ise her bölümün -oha- dedirten bi cümleyle bitmesi.Bu da kitabı elinizden bırakamamanız anlamına geliyor.Ve bazı yerler gerçekten sarsıcı. 
Finali başkalarını bilemem ama beni kesinlikle mutlu eden cinsten.Tabi biraz buruk bir mutluluk.
Bu yüzden canlarım gidin,alın,okuyun,gülün,üzülün,düşünün,tırnaklarınızı kemirin.
Sonra da oturun,yazın.

11 Eylül 2010 Cumartesi

Kitap tavsiye-Leyla

Uyarıyorum olaylar ağır bu kitapta.Hüzünlü.Esir kampına düşen bir kızın nasıl o işkenceli yılları atlatmaya çalıştığını,ruhundaki yaraları nasıl sarmaya çalıştığını yazmış Alexandra Cavellius.Hikayedeki olaylar tamamen gerçekmiş.Zaten daralmış olan ruhumu iyice hüzünlendirdi.Ama okuyun,bilin isterim.Tavsiye ederim.
P.S:Otomatik post.

24 Ağustos 2010 Salı

Moskof Cariye Hürrem.

Nasıl anlatsam ki ben bu kitabı? Bilemedim..
Uzun zamandır bi tarihi kitap okuma isteğim vardı zaten ama bu kadar sürükleyici olabileceğini düşünmemiştim.Elimden bi saniye bile bırakamadım kitabı.
Kitap: 813 sayfa
Kitabı okuma süresi: 2buçuk gün
Kitabın bıraktığı tat : Pahabiçilemez.

Osmanlı'nın haremine gelen bir Alexandra-Roxelana-Ruslana nasıl Osmanlı'nın tacına tahtına ortak olan bir Hürrem Sultan oluyor,tüm dünyayı titreten Kanuni Sultan Süleyman farkında olmadan devleti Hürrem'in aklıyla nasıl yönetiyor?Haremden saltanata giden tehlikeli yolda yürüyen bir kadın. Tuzaklar,entrikalar,komplolar,suikastlarla dolu bir saray ortamında aşkla kuşanmış bir zirve tırmanışı.
Moskof Cariye Hürrem gerçekten okunması gereken bir kitap.Hürrem'i tanıdığınızda bana hak vericeksiniz.

kitabın asıl sorusuysa şu: Hürrem bi melek mi,yoksa şeytan mı?

18 Mayıs 2010 Salı

Uçurtma Avcısı..

Nasıl desem etkileyici demek yeterli mi acaba bu kitap için.Bir o kadar da duygu yüklü.Öyle çok coşkulu cıvıl cıvıl bi yazı beklemeyin bu kitap için.Başka bu kitap.İçimde buruk bi hisle akıp gitti kitap..Hala da duruyor o his..Ah Hasan çok üzüldüm kuzum ben sana yaa.Hem nasıl bu kadar iyi olabiliyosun?
Aslında bu tarz kitaplardan genelde sıkılır sonunu zar zor getiririm.Ama Uçurtma Avcısı bi başka gönlümde.Arkadaşlık,çocukluk,korku,sevgi,fedakarlık,aile,savaş,suçluluk..Her türlü duyguyu bulmak mümkün kitapta.Fazla söze gerek yok çünkü zaten bu kitabın methini duymayan yok,buyrun okuyun.

Bu kitaptan sonra Bin Muhteşem Güneş'i okumak istiyordum ama araya bi Dan Brown (Da vinci şifresi) sokmaya karar verdim.Hadi bakalım.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

şenlik-konser-kitap


Evet blog bildiğin gibi dün Funda Arar konseri vardı okulda.Her nekadar okulun organizasyonuna homurdansakta konbine bilet aldığımız için gidelim dedik.Okul bayaa kalabalıktı.Kimse gelmez diye düşünürken konser alanı tıklım tıklım dı valla.Funda'yı çok göremesekte müziği yetti eğlenmemize.Tabii şenlik demek ders yok demek diil.Aksine finaller yaklaşıyo siz eğlenin biz sizden bunun acısını çıkartıcaz demek.Şu fizikçide notu açıklıyosa açıklasın hasta etmesin beni burda.Bak yine sinirlendim.Neyse eminim ki bu konuya daha sonra tekrardan bi değinmem gerekicek.Neyse tabi ben bu arada;

bi de kitap alıverdim.(Melekler ve Şeytanlar'dan sonra bunu okumak biraz ters olcak ama yapcak bişey yok.)Hatta bide pazara gidiverdim.Ama uykum var blog.Bu günlük beni affet.Zaten dışardan gelen kuş seslerini (gece dışardan ses gelmiyceğini düşünerek) bilgisayardan geliyo zannedip hangi siteden geliyo diye çıldırdım az önce.İşte o yüzden uyumam lazım.Hem yarın okul ve dopppdoluu geçicek bi gün beni beklemekte.Bilirsin bekletmekten hoşlanmam:)Kaçtım ben.
By.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Şeytanın Gölgesi


ELDEN ELE blogundan alabildiğim ilk kitap :) Şanslı günümdü sanırım denk geldim.Okunacaklar sırasında yerini aldı kendileri...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Göçebe.


Ah Stephenie yine yaptın yapıcağını.Bu kitabındada gece yarısı beni hıçkırıklara boğup kitabı yarı bulanık gözlerle ve elimde sümüklü bi mendille okumamı sağladın ya ne diyim ben sana.Öyle güzel yazmışsın ki hiçbirşey diyemedim işte.Aslında bakmayın zırladım dediğime kitap içide macera da,aksiyon da,dostluk da barındırıyodu tabi aşkta.Bi bedende iki kişinin yaşaması,çift karakterli olmak tanımı çok şaşırtıcı bir şekilde işlemişti Stehenie'cim.İlk 50 sayfasını biraz sıkıla pıkıla okusamda kitap beni ele geçerdi, artık bi yandan ağlıyodum kitabın sonlarında,bi yandan da son bi umut ışığı bulup mutlu sonla bitmesi için (679 sayfayı)hızlı hızlı okuyodum.Yaratıcı bir hayalgücüyle,eğlenceli ve akıcı bir dille yazılmış bi kitaptı.Sevdim,bitirmek için sabırsızlandım,bittiğindede üzüldüm,aldım bağrıma bastım kitabımı:) Burdan da anlaşılacağı gibi tavsiye edilir.Buyrun okuyun.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Uğultulu Tepeler..

Bir hayli oldu aslında bu kitabı okuyalı.Her zaman dağınık olan odamı düzenlerken kitaplarımada bir el attım.Birsürü kitap üstüste yığıldığı için pekte hoş görümüyorlar açıkçası.Uğultulu Tepeler'de rafta en altlardaymış.Elime geçmişken paylaşmak istedim.Eğerki resimdende anlaşılacağı gibi ananemim kitaplığında çıkma diilde daha hafifletilmiş bir halini okusaydım daha çabuk bitirebilir hatta birçok insana tavsiye bile edebilirdim boşuna mı okudum tabiki hayır sonuyla herşeyi toparlayan güzel değişik bir kitaptı.Baş karakterlerin kötü olması da ilginçti doğrusu ama bir ay gibi bir süre elimde dolanınca bitirmekte zorlandığımı da pek inkar edemiycem.


Altını çizdiğim birkaç satırı üşenmeden yazıyorum: ''İşte, kocasıyla aramızdaki duygu farkını da görüyorsun.O benim yerimde,ben de onun yerinde olsaydım,kendisinden hayatımı zehir edecek derecede tiksindiğim halde,ona asla elimi kaldırmazdım.Sen istersen inanmaz görün.Catherine onun yanında bulunmasını istediği müddetçe bende onu uzaklaştırmaya kalkışmazdım.Fakat,kadının ilgisi söndüğü an da kalbini deşer,kanını içerdim.O zamana kadar da -bana inanmıyorsan beni tanımıyorsun demektir- evet,o zamana kadar da onun bir tel saçına dokunmaktansa santim santim ölmeyi tercih ederdim.''

7 Şubat 2010 Pazar

3 yeni kitap...

Dün beşiktaş yollarını tuttuk ananemle alışveriş için.Amacım pazara gitmekti amaa gitmişken uzun zamandır almak istediğim kitaplarıda araya sokuşturuverdim.
-Ejderha Dövmeli Kız Bu kitabı çok uzun süredir almak istiyordum konusunu tam olarak bilmiyorum ama daha şimdiden ısındım kitapçığıma :) Okunmak için sırada bekliyor...
-Uçurtma Avcısı Kankacım sayesinde kitabın neredeyse tamamını bilmeme rağmen okumama engel olamadı bu durum.Mutlaka duymuşsunuzdur sizde bu kitabı ama okuyupta yorumlamak en doğrusu...
-Ateşi Yakalamak Ve işte alır almaz başladığım ve muhtemelen birkaç saat sonra bitireceğim kitap! Açlık oyunlarının devam kitabıdır kendileri fikrimce güzeldir,sürükleyicidir,okunmalıdır,üçüncü kitabıda yoldadır.
Related Posts with Thumbnails