Film vs. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film vs. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2011 Cuma

YediYaşam.


Böyle bi film olduğunu bilseydim güpegündüz herkes ayakaltında dolaşırken açıp izlemezdim.
Rahat rahat hıçkıramadım bile ağlarken.
Yüzüm hala ıslak.
Sağ gözümün kenarındaki yaş süzülmek için yanağıma,gözümü kırpmamı bekliyor.
Acaba ben mi çok ağlağım?
 Neyseki çiçek kokulu selpağım varda yakınlarda,o bana teselli oluyor. 
Will Smith zaten bir efsane.

Her filmi hep güzel.
Yedi Yaşamda ise konuyu çok geç çaktım ben ya. Başlarda anlaşılması zor.
Anlayınca zaten başladım hıçkırmaya.
 ***Spoiler***
*Ben'in -ya da gerçek adıyla Tim- yağmurda hastaneye koşup doktora yüzde kaç ihtimali sorduğu sahne,
*Küvetteki can çekişme sahnesi,
*Ezra ile Emily'nin karşılaştığı sahne
*Emily'nin küvette kendisini boğacağını zannettiğimiz ama aslında sevdiği adamın kalp atışlarını dinlediği sahne, 

*Ve Will Smith'in o beni benden alan bakışları,
*Ve ah o tüm müzikler.
 Nefistiler.

***Spoiler***
Mutlaka izleyin diycem ama zaten Will Smith'in filmlerini tavsiye etmeme gerek bile yok sanırım.
Onun dışında iyiyim,hoşum.
Hatta filmin üzen etkisi dışında çokda mutluyum.
Gülse Birsel'in Yazlık'ını okumaya gidiyorum şimdi.
Hatta sonra bir film daha izliyim diyorum.
Ve hatta rüyamda Teoman'la Johnny Depp'i bile gördüm dün.
Mor ojeli parmaklarımın klavyedeki tıkırtısına bir son vermek için kaçtım ben.
Arrivederci.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Film mi(L)m.

Günlerden Pazar.
Aylardan Ağustos.
Otuzun ondördü.
Mia kuzusu mimlemiş beni.
Konumuz :Çok beğendiğiniz, izlemekten asla sıkılmayacağınızı düşündüğünüz 3 filmi , neden bu kadar beğendiğinizi de açıklayarak yazın.
Aslında bu mim benim gibi kararsız birisi için o kadar zor ki.O yüzden ilk aklıma gelenleri yazıcam ve rahatlıycam.Ama işin kötüsü aklıma binlerce film üşüşmekte.
Neyse,bi yerden başlamalı..
1-Umudunu Kaybetme :

 Çok tuhaf bi film aslında.Bi yandan üzülüyor insan izlerken,diğer yandan da hayran kalıyor.Böyle duygu dolu.İçinde hissediyorsun izlerken.Aslında sanırım sabaha kadar övebilirim.İzlemediysen kesin izle.Hele o Jaden.Böyle bir tatlılık olamaz yaa.Will Smith'in zaten hastasıyız canım :)
''İnsanlar bir şey yapamaz ve seninde yapamayacağını söylerler. Bir şey yapmak istiyorsan onu zorla al.''
 
2-Karayip Korsanları : 
Bunun nedeninin anlatmam gerekmez sanırım.Johnny Depp olması gayet yeterli.İkinci madde onun tüm filmleri için gelsin hatta.Bu filmdeki mimiklerine ölün lütfen.

 3-Hayat Güzeldir:

Bu madde için Milyoner mi yoksa Hayat Güzeldir mi diye çok düşündüm.Hayat Güzeldir gönlümde bi başkaymış ama.Küçüktüm ilk izlediğimde.Yüreğime oturmuştu film.Geceleri filmi hatırlar,gizliden ağlardım.Yastığım sırılsıklam olurdu.Bak hatırladım gözüm doldu yine.İzleyin.İzletin.

Sanırım ben şimdi Hayat Güzeldir izlemeye gidiyorum.
Bugün benim için müthiş bir gündü.
Uzun zamandır olmadığım kadar huzurlu.
Bozulucak diye çok korkuyorum.
En iyisi daha fazla konuşmadan mimi Delibuya gönderip kaçmak.
Beso
Despedida.

23 Nisan 2011 Cumartesi

Allah Standarttan Ayırmasın.

Bayaa olmuştu böyle saçma bi film izlemeyeli.
Bazılarına film çok saçma,bazılarına çok açık,bazılarına da çok boş gelmiş.
Ben o bazılarından olamiyciğim.
İzledim,güldüm,eğlendim.
İşin tuhaf tarafı cidden 90larda Mete ve Kaan isminde iki arkadaşın gerçekten Kent fm.de Kaybedenler Kulübü diye bi program yapmış olmaları.
Karşılıklı sohbet eder gibi program sunmuşlar resmen.
Gereksiz yerlerindeki içerdiği absürd felsefi sözlerde filmin saçmalık katsayısını daha da arttırmakta.
Filme kankamla gittik ve çıkınca dedik ki şu program olsada bi dinlesek yaa.
Ama yok.
Ve hiç olmıycak.
Sizce bu programın eski kayıtlarına ulaşmak mümkün müdür.
Dur ben şu google amcaya bi soriyim.
-Bu arada filmin müzikleri süper. -
Filmi izleyince bi mesaj arayan tiplerdenseniz izlemeyin.
Film iyi mi? İyi.Eksikleri var mı? Var. Her şeye rağmen izlenir mi? Sonuna kadar izlenir. 
Şuan napıyorum? Matrax dinliyorum.
Durumum nasıl? Standart.
O halde arrivederci canlar.
...... Filmden replikler:.....

-üff eski sevgilimi hatırladım ya
- hangisini?
- ya,işte onu hatırlıyamadım...

-new york için iftar vakti.

-abi geçen cumaya gittim.
-ne zaman abi?
- salı günü gittim abi,daha boş oluyomuş.

-çok sigara içiyorsun dedi...
gözlerine baktım...
öyle güzeldiler ki...
bi sigara daha yaktım...


-Erkek kadina tokar atarsa sucludur. Kadin erkege tokat atarsa gene erkek sucludur.

-nasılsın abi?
-standart.

30 Mart 2011 Çarşamba

The Tourist .

Büyük bi hevesle beklemiştim filmi.Film öyle çok kötülendiki nasıl olduğunu merak ettirdi.Gittim,aldım,çok fazla bir beklentim olmadan izledim.Sonuç : Fazlasıyla beğendim.Ama beğenmemin nedeninin Johnny Depp'in harika mimikleri ve replikleriyle arzı endam edişi olduğunu az çok tahmin edersiniz.Birde buna Venedik'in müthiş güzelliğini eklerseniz al sana yemede yanında yat filmi.
Ama şöyle söyliyim,sonu tahmin edilebilir,hikayesi sıradan fakat beni fazlasıyla eğlendiren bir filmdi.Başrolünde Johnny Depp ve Angelina Jolie olmasaydı pek beğeneceğim bi film olmazdı.Yani eğer ki şöyle keyifli vakit geçirticek bir film ararsanız alın,izleyin,beğenin.



 **Spoiler**
En sevdiğim replik ise:
- Estetiğe 20 milyon dolar harcadın ve kendine bu yüzü mü seçtin?
- Beğenmedin mi?
- Biraz..
 **Spoiler**




Bu arada blogların artık özgür oluşuna gerçekten çok sevindim.Yaşasın ÖZGÜRLÜK!

6 Mart 2011 Pazar

Av Mevsimi.

Kendi bloguma böyle kaçak göçek girmek ne saçma bi his.
Ayarları değiştirmek bayağı bi uğraştırdı beni doğrusu.
Ama işte sonunda burdayım.Ayrıca tüm blogların hala takibindeyim.
Bu blogspotu kapatma saçmalığının kısa bir süre sonra sona ereceğini düşünüyorum içten içe.
Öyle birşey ki hangi sayfaya tıklamak istesem hep blog çıkıyor.
Meğer ne büyük bir yeri varmış blogların internette.
Birkaç gün hiçbir sitemeye giremeyince çıldırdım sandım.
Ama buraya kadar sevgili Digitürk.Sen istediğin kadar kapattır.
BLOGUMA DOKUNAMAZSIN.


Şimdi efendim ben bu boşlukta naptım.Vizyondayken çok isteyip izleyemediğim Av Mevsimi'nin dvd.sini alıp evde izledim.Film hakkındaki yorumlarıma gelirsek:

Bak şimdi.Bi film düşün.Çekimler süper.Müzikler süper.En önemlisi kadro süper.Hemde öyle güzel ki afişteki beş kişiyi bir filmde bir araya getirmek izleyicide çok yoğun bir merak uyandırıyor.Şener Şen ve Cem Yılmaz döktürüyor zaten.Ama sevgili Yavuz Turgul o hikaye ne öyle.Nasıl eksik,belirsiz ve böyle büyük oyuncular için ne kadar basit.Bi kere sonunu çok rahat tahmin ediyorsunuz filmin.Böyle ne biliyim dizi tadında bir film.Özellikle o kesik el muhabbeti neydi allahaşkına.Bide Melisa Sözen neden afişte? Biri açıklasın bana lütfen.Yani diyceğim şudur ki : Ben Şener Şen'i severim,Cem Yılmaz'ı böyle değişik bi rolde izlemek daha da beğenmek isterim,haydesini dinlemek isterim,Çetin Tekindor'un o güzel sesini bir de burada duymak isterim derseniz izleyin.Ama öyle çok büyük beklentilerle izlemeyin benden söylemesi.
BLOGUMA DOKUNMA!

16 Şubat 2011 Çarşamba

Belki benim kağıt param, bir şekilde döne dolaşa senin cebine girmiştir !


Biliyorum,kendime bunu yapmamalıydım.En ufacık şeyden bile etkilenip hayaller kuran ya da zırlayan ben gidip dev ekranda bu kadar aşık bir Mehmet Günsur izlememeliydim.Ama gayet tabii yaptım.Öyle aşık aşık bana bakması için yapmıycağım şey yoktu.Bide filmde 'Sen nerdeydin şimdiye kadar?' dedi ya ,'burdayıııım' diye haykıracaktım ki sorunun muhatabının ben olmadığımı farketmem çok zaman almadı.Tanrının boş zamanında yaptığı güzide eseri olmalıydı Mehmet Günsur.Ortada bi aşk filminden çok felaket aşık bakan bi adam vardı bak bak bitmeyeninden.Mükemmel bi gülüş vardı en çekicisinden.Belçim Bilgin'in bu kadar güzel olduğunu da bilmiyordum tabii.O öylesine şanslı ki kıskanmadım desem yalan olur.
Mehmet Günsur anlat anlat bitmez diye düşündüğümden biraz da filmden aklımda kalanları paylaşıyım sizinle : 
●◄ Spoiler Tehlikesi ►●
 Keşke kıyısında köşesinde bende olsaydım diye düşünmeden edemiyor insan filmi izlerken.İç çekişlere hakim olmak zor.Bi yandan Özgür'ün (Mehmet Günsur) fotoğrafçı olması da filmi ayrı bi güzel kılıyor benim için.Aynı gün tesadüf eseri doğan Deniz ve Özgür'ün çocukluktan 25 yıl sonra tesadüf eseri karşılaşmalarını konu alıyor film.Abartıldığı söylenebilir,çok kişiden o yada bu şekilde eleştiriler almış da olabilir ama benim için bu film türk sinemasının en güzel aşk filmi olarak kayıtlara geçmiştir.Biraz ayrıntıya girersek :
  Öncelikle Flashbackler öyle güzel harmanlanmıştı ki onlar için de bir alkış gidiyor benden filme.
  Mehmet Günsur'un gençlik halini gördüğümde inanamadım,insan bi saç uzatmayla bi anda bu kadar gençleşebilir mi yahu.Kendisinin gerçek gençlik haliymiş,kazağı,küpeleri,saç modeli kendi gençlik yıllarından kalmaymış.
  Özgür'ün Deniz'i taşıdığı sahnede Demir Demirkan-Zaferlerim çalması, Özgür'ün o anki haliyle birleştiğinde nasıl daha mükemmel bir sahne olmuştu öyle.O hızlı hızlı nefes alırken adeta bize yaşattı aynısını.
  Hele o babasının kasetini dinlediği sahne vardı ya,işte o noktada bittim ben.Bu kadar darbe yeterli değilmiydi bi film için.
  Sonunda Şebnem Ferah'ın Hoşçakal'ı eşliğinde Deniz'in sevgilisine giderken ölmesi ve doğumuna sebep olan bu kişiye kalbini vermesi şartmıydı.(Doku uyumuna filan girmiyorum hiç-tesadüf bu ya)Deniz diyordu ya doğumumun bir anlamı olmalı diye,böyle ağır bi anlam yükletip bizi burda mahvetmeniz şartmıydı.Yanyana ölselerdi.Ona da razıydım.Ne gerek vardı sinemanın orta yerinde öylece hıçkırmama ve çoğunun içimde kalmasına.
Öyle kırık dökük,üzgün bi şekilde gözlerimin kendine gelmesini beklerken jenerikle beraber akan Hoşçakal hala kulaklarımda çınlıyor.
''Bu garip bir veda olacak cünkü aslinda hep icimdesin
Ne kadar uzaga gitsem de gittigim her yerde benimlesin''

''Bir ankaralı için istanbul başkasının çocuğu gibidir. gülünce seversin, ağlayınca bırakıp gitmek istersin.''

"Akıl unutur, kalp hatırlar."

"Film çevirelim mi?"

●◄ Spoiler Tehlikesinin Sonu ►●


Uzun lafın kısası filmi çok beğendim,oyuncularının tümü,çekimler,müzikler ve daha şuan aklıma gelmeyen birçok şey muhteşemdi.Teşekkürler Ömer Faruk Sorak.Eğer gitmediyseniz gidin,hatta vaktiniz ve nakdiniz varsa ikinci kez gidin,o da yetmezse Dvd'si çıktığında alın,evde yalnız seyredin,benim yapıcağım gibi hönküre hönküre ağlayın.Ama etkisinden kurtulamazsanız da gelip bana dert yanmayın.Hatta şimdi açın bi Eylül Akşamı dinleyin.Öpüldünüz.

Belki benim kağıt param, bir şekilde,döne dolaşa senin cebine girmiştir.
Belki aynı posta kutusuna,
Değişik zamanlarda da olsa, birkaç mektup atmışızdır. 
Ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında. 
Aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede belki de birkaç gün arayla
Olamaz mı? Olabilir. 

5 Şubat 2011 Cumartesi

Yine yazı bekleriz.


Belki de saklarız onu
Kalbimizde bir delik açar gibi
Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler bir gün
Yine yazı bekleriz...

 
Geçen senelerde ön grup olarak çıkıyorlardı konserlerde.Kendi şarkılarını söylemiyorlardı pek.
Ama -Aşk Teasdüfleri Sever- filmiyle isimlerini daha çok kişiye duyurabildiler.
Beyaz Show'da bu şarkıyı iki kere söylemelerine rağman yetmedi bana.
Çok beğendim.
Bidaha,bidaha,bidaha dinledim.
Eğer hala dinlemeyen varsa buradan buyursun.

29 Ocak 2011 Cumartesi

Ejderhanı nasıl eğitirsin?

Animasyona bayılan bi insan olmama rağmen bunu izleme gibi bi niyetim yoktu,ama bi defa gözüm kayınca bidaha ayıramadım.Bir ejderha bu kadar tatlı olabilir mi yahu :) Eğer ki animasyon seviyorsanız,bu filmi mutlaka izleyin derim.Kendisi favorilerim arasında yerini aldı.Gününüz şenlenir.

11 Ocak 2011 Salı

Mimbilmemkaç.


Bende yapmasam olmazdı.Neyse ki Vişne Çürüğü  ve Melly beni mimledilerde bundan da eksik kalmadım.Sorulara geçersek:

 Sorubir) Kaç yaşındasınız?
Bu ay itibariyle dolu dolu 19 oluyorum.Ah Tanrım yaşlanıyorum :)
 Sorubiki) İsminizin son harfi ne?
>p< olsa gerek.
 Soruüç) En sevdiğiniz renk?
Gri severim ben.Bordoyla mora da bayılırım.Ama çocukluğumdan beri anlam veremesemde hep en çok yeşil :)
 Sorudört) Kilonuz kaç?
Ahh bebeğim,işte bu çok riskli soru,tehlikeli sularda yüzüyorsun.Bence pas geçebiliriz,ne dersin ;)
Sorubeş)  Boyunuz kaç?
   Ya galiba 1.67 falan.Ama çevremde o kadar farklı uzunlukta 1.67 var ki kendimden şüphe ediyorum.
 Sorualtı) Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz?
 İlk ve tek olamayan çocuğum.Bir ergen ve bir hiperaktifin ablasıyım.Ama gel görki küçük olup abim olsun isterdim.Kısmet.
 Soruyedi) En sevdiğiniz şarkı?
Tek bitane söylemek mümkün diil.Ama şu sıralar:
Athena-Delik Deşik (hatta tüm şarkıları)
Cem Adrian-Sen Benim
Mor ve Ötesi-Araf
Teoman-İstasyon İnsanları-Mavi kuş ile küçük kız.
Sorusekiz) Sizce sarışın mı esmer mi?
Dalgasına diil bence cidden kumral.
 Sorudokuz) Sigara kullanıyor musunuz?
 Nayn.
 Soruon) Alkol Kullanıyor musunuz?
 Yok şekerim.
 Soruonbir) Çayı fincanda mı içersiniz, çay bardağında mı?
   Soru güzel ama şöyle bir şey,ben çay sevmem.Kahveyi kızlı kupamda,Yeşilçayı cam fincanda içerim.Bilmem anlatabildim mi?
Bu güzide mimimizin son sözcüklerine gelmişken yapmadıklarını umarak;
yolluyorum.
Öpücük.

22 Kasım 2010 Pazartesi

Zindan Adası


Bayramı değerlendirmek isteyen hayalci,kankasının parlak fikriyle,onlara kalmaya gider.Dedikodu yaparlar önce.Sonra da domatesli salçalı makarna.Afiyetle yerler.Gece de bi battaniyenin altında oturup,bu filmi izlerler.
Filmi çok beğenirler.Hayalci de gelir size anlatır.
Film hakkındaki düşüncelerime gelirsek : Şunu baştan söylemeliyim ki Leonardo Di Caprio'nun(adamım Teddy) oyunculuğu göz dolduruyordu.Zaten ne kadar iyi bir oyuncu olduğu ortada.Filmin kilit cümleleri de güzel serpiştirilmişti.İlk başlarda yavaş ilerleyip ikinci yarıdan sonra güçlenmeye başlıyor.Hayalle gerçeğin karışımı olan film sonunda uzun süre algınızı zorlayabiliyor.Çok fazla spoiler vermek istemiyorum(ki filmi bu şekilde anlatmak zor) ama sonu bazılarına çok klişe gelsede bence etkileyiciydi.Yalnız filmi ya çok dikkatle izlemek -yoksa benim gibi bazı bariz gerçekleri kaçırabiliyorsunuz-ya da ikinci kez izlemek gerekiyor.Ben ilk başta korku filmi izleyeceğimizi düşünmüştüm ama filmimizin türü psikolojik-gerilim.Eğer hala izlemediyseniz,şiddetle tavsiye eder,izleyin derim. (New Yorkta beş Minare ve Harry Potter 7'yi de izledim.Bir ara onları da yazıcam.Ayrıca canlarım bu tarz film tavsiyelerine de açığım)


Travma kelimesinin Yunancada yara kelimesinden geldiğini biliyor muydun?
Peki ya rüya kelimesinin Almancada karşılığı nedir?
"Travma".Yaralar canavar yaratabilir.
Ve sen yaralısın.

Gerçekler etrafınızı sardığında,tek sığınağınız hayal gücünüzdür.

"Hangisi daha kötü, canavar olarak yaşamak mı, iyi bir adam olarak ölmek mi?"

Filmin konusu: Massachusetts’te suç işlemiş akıl hastalarının tedavi gördüğü adadaki hastanede bir hastanın ortadan kaybolmasıyla ilgili soruşturmayı üstlenen iki polis müdürü kendilerini şiddetli bir kasırganın ve mahkumların ayaklanmasının tam ortasında bulurlar.Adadı karışık işler dönmektedir,ama çözmek hiçde kolay olmayacaktır.

12 Eylül 2010 Pazar

Milyoner.

İlk çıktığı zaman izlemiştim aslında Milyoner'i.Unutmuşum çoktan.Aslında unutulmaması gerekirmiş.Film her yönüyle öyle nefis ki yönetmeni,oyuncuları,müzikleri,çekim teknikleri,kurgusu,mekanları ve tabii ki müthiş hikayesi.Zaten bildiğiniz gibi 8 dalda oscarı bulunmakta filmin.Çocuk oyuncuların performanslarından bahsetmiyorum bile.Doyamadım izlemeye.Listemde en iyilerin yerini birkez daha aldı yerini tekrar izlediğimde.İnsanın içine işleyen bir film.


Filmin konusu :
Jamal Malik Mumbai'nin gecekondu mahallelerinden birinde yaşayan 18 yaşında bir yetimdir. Hindistan'da katıldığı bir bilgi yarışmasında 20 milyon rupe kazanmasına sadece bir adım kalmıştır.
Şovun o gecelik bitmesinin ardından Jamal, eğitimsiz olan birinin bu kadar büyük başarıyı ancak hile yoluyla gösterebileceğinden şüphelenilip tutuklanır. Ama yarışmadaki her sorunun cevabıyla o gece Jamal'ın inanılması zor gerçek hikayesi ortaya çıkacaktır. Her bir soruyla geçmişine geri dönen Jamal'ın yaşadıklarını gözler önüne serer.Fakat sadece bir soru gizemini korur...





Bir sokak çocuğu,milyoner olmaya bir adım uzaktadır.Peki,bunu nasıl başarır?

A.Hile    B.Şans    C.Zeka    D.Kader

Tavsiye ederim,bu müthiş filmi bi yerlere not edin.

29 Nisan 2010 Perşembe

A-va-tar.


Farkındayım biraz geç oldu ama sonunda Avatar'ı izledim.Ve gayet tabii herkes gibi en şiddetle tavsiye ediyorum.Mutlaka izlenmeli es geçilmemeli.Muhteşem bi filmdi insan izlemeye doyamıyor.İzleyin derim.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Kız Kardeşimin Hikayesi


Uzun zamandır izlemek istediğim bir filmdi Kız Kardeşimin Hikayesi.. Beni bu denli etkileyeceğini düşünmemiştim gerçekten.Aslında öyle zor diilimdir çoğu zaman ufacık birşey bile beni saatlerce ağlatabilir ama bu filmde bu kadar dağılacağımı hiç düşünmemiştim doğrusu..Oyuncularsa muhteşem özellikle Cameron Diaz ve Abigail Breslin'i çok beğendim.Hikayesi şöyle:


Anna hasta değil; ama on üç yaşına dek sayısız ameliyat, nakil ve operasyon geçirdi, iğneler vuruldu. Hepsi ablası Kate'in çocukluğundan beri yakasını bırakmayan lösemiyle mücadele edebilmesi için. Kate ile tam doku uyumu olması için laboratuar ortamında genleri özel olarak seçilen özel üretim bir çocuk olan Anna, ablasına ilik verebilmesi için dünyaya getirilmişti - bu rolünü ve hayatını hiç sorgulamadı.. bugüne dek.
Related Posts with Thumbnails