22 Ekim 2010 Cuma

Hoop,işte tam buraya ayak basıyorum.

Son parça fıstıklı çikolatamı ağzıma atarken yazıyorum bu satırları.
Çok şey kaçırmış olmamayı dileyerek geldim.
Böyle saçmasapan araları sevmiyorum çünkü o zaman bir de açıklama derdi kalıyor.
Ama benim böyle bi niyetim -açıkçası- pek yok.
Onun yerine şu bir aydır neler olmuş onları buraya aktarabilirim.
Hemde fonda Özlem Tekin çalarken..
*Öncelile okulun fena bi hızla gidiyor ve ben de bi türlü yakalayamıyorum.Her hoca kendi halinde.Haftaya sınavlar başlayınca durumun vahimliği kendini gösterir diye düşünüyorum.İyi de yapıyorum.
*Yeni bi cep telefonu almak istiyorum.Hemde aylardır.Son kararım Nokia 5800.
*Web tasarım kursuna başladım.Kankacanla gidiyoruz.Komik,saçmasapan,gülünesi tipler var ve inanın böyle bi ortamda motivasyon tavan yapıyo :) Şimdilik iyi gidiyo.biraz öğrenir öğrenmez blogumdaki değişikliklerden de anlarsınız zaten.
*Avrasya'ya da gittim o arada.Hayır yani bütün istanbul koşardı da biz dururmuyduk? 
*Kalbim ağrıyodu.Doktora gittim.Doktor hiçbişeyin yok dedi geri yolladı.Hee bide çok heycanlanma dedi ilaç verdi.Ona göre yani :D
*Sayfama yapışıp kalmış olan Müthiş ve Korkunç Güzel'i ve arkasından da AlaycıKuş'u okudum.İnternet olmayınca insan kitaplara sarıyo böyle.Ne diyim Allah kimseyi internetsiz bırakmasın.
*Kursumun bir günü perşembe akşamına denk geldiği için Fatmagül'ü izleyemedim bu hafta.Ama üzülmeyin onun yerine Öyle Bir Geçer Zaman Ki'ye sardım.Yorum yapmıyorum,ayrı bir post konusu kendileri.
*Bunların dışında bol bol gezdim,tozdum,yedim,içtim,yattım ,kalktım ama sıkıldım da.
Bu postu sevmedim.Ama siz sevin.Bende o sırada seviceğim bişeyler hazırliyim.
Şimdilik burada nokta koyup gidiyorum.
Bişey olursa,
Gözüm kulğım buralarda,
Haberiniz ola.

Yetiştim,yetiştim..

Canlar,
Netimde sorun vardı.
Neyse ki artık çözüldü.
Şimdilik sabah çok erken kalkcağımdan,-hatta gözlerimin kırmızlığına bakarsak kalkamıycağımdan!-
Kaçıyorum.
Umarım bu kocaman arada çok şey kaçırmamışımdır.
Hadi gittim.
Yarın gelicem.
Öpüldünüz.
Resim mi?
Çiçekli böcekli bişey hayal edin işte ;)

3 Ekim 2010 Pazar

Fatmagül'in suçu ne ki?

Belliydi böyle olacağı..
Dizi daha başlamadan rüzgarı esmeye başlamıştı zaten.
Öncelikle şunu belirtiyim:eleştiren her insan gibi evet bende bu diziyi takip ediyorum.
Merak fena bişey.
Beren Saat olmuş mu derseniz,bence Bihter'den sonra şaşırtıcı derecede olmuş.Koşamaması bile işe yaramış bu dizide :D
Dizinin ana konusuna değinirsek:
Hayır bi kere günümüz şartlarında dört kişinin işi becerip bi kişinin üzerine yıkması gibi bi durum şu an ki teknolojiyle pek mümkün diil.
Bi kere hiiiç bişey olmasa dna testi denen bişey var senarist abilerim.
Ki artık dna'yı felan aştı bu tıp.
Yapmayın nolur.Hastanede birden fazla kişi tecavüz etmiş bu kıza diye rapor verip sonrada hiç böyle denmemiş gibi bu durumu düzeltmeden savcılığın,jandarmanın bunu yemesini beklemeyin,olayı bi şekilde açıklamadan da bu kızı bu çocuğa vermeyin.

 Ya sen Mustafa? Senden bin kat kötü durumdaki bu kıza niye böyle yapıosun! Kimse sana kızı al demiyo.Anlıyoruz sende acılısın.Ama nolur gözümüze görünme.O güzel gözlerin hatrına bu seferlik affediyorum seni.

 Fatmagülün gereksiz yengesi,seni elime verseler bi kaşık suda boğar,sonrada o dört genci üstüne salarım,haberin olsun!Şu kızı bi rahat bırak!
Fatmagülün abisi.Ya ölürüm öyle abiye ben ya.Onun da şansına tüküreyim,böyle fettan bi karısı varken işi zor.
Malum dört kişiden hiçbirinden bahsetmiyorum şimdilik.Ne oldukları belli.Ama şunu unutmasınlar ki bizim milletimiz ezilmişi hemen benimser bu yüzden bu dörtlüye tavsiyem şu sıralar tenha yerlerde tek başına dolaşmamalarıdır ;) Elbet yeni postlarda onlara da sıra gelicek.
Onun dışında,yokmuydu şöyle Aşk-ı memnu tadında entrikalı,aldatmalı,kokoşların bol olduğu paraların şuh kahkahalarla savrulduğu bi dizi?
Ama herkes gibi bende çok iyi biliyorum ki,bu dizi alır başını gider.Yaprak Dökümü'nün gereksiz reytingini falan da beşe-ona katlar.
Perşembe günleri Aşkı Memnu'nun yerini doldurmak için merakla takip etttiğim dizidir kendileri.
Şimdilik diyceklerimi burda bitirip bi süre takip edicem diziyi.
Hadi Fatmagülseverler.
Kaçtım.
Çav.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Bu aralar ben..

Tamaam tamam..
Farkındayım.
Bu kadar uzun ara olmaz.
Ama okul başlayınca karıştı bütün işler.
Aslında şu sıralar kendimden haberim yok desem iyidir.
Bu yazıda ee hayalci yazıyosan yaz artık yazısı.
Bu aralar ordayım,burdayım.
Okuldayım,evdeyim,Üsküdar'da Bebek'teyim.
Kınadayım,düğündeyim.
Şu sıralar her yerdeyim.
Aklımda da yeni fikirler.
Birde hediye verme fikri tabii.
Du bakalım.
Ben önce bi kendime geliyim.
Gerisi gelicek :)

Yazı sahipsiz kalmasın.Yeni aldığım kitapları da iliştiriveriyim şuracığa :)

Haydi canlar.
Ben şimdilik kaçıyorum.
Gözüm üstünüzde.
Buralardayım :)

15 Eylül 2010 Çarşamba

Gündem maddeleri..


*Ttnet müşteri hizmetlerindeki binbir yönlendirmeyle bağladıkları beyinsize sinir oldum.Hayır sen benim sorunuma çözüm bulamıyosan ne halt yemeye duruyosun orda! Bu yüzden internetimle alakalı problem hala sürmekte!
*Günlük tutuyorum.Blog yazarken gereksizmiş gibi gelsede zorluyorum kendimi.Yazdıkça rahatlıyorum.
*Pazartesi güzide okulum kapılarını açıyor.Gitmek istiyorum.Okul güzel.Dersler için biraz motivasyona-gaza ihtiyaç var.Yatıp yuvarlanmak için son bikaç gün.
*Ezel izledim.Hem de ne izlemek.Pür dikkat.Kenan Birkan iyiki geldin diziye kan verdin.Amaa son sahnede Kıvanç Talıtuğ’un fırlattığı delice bakış üç saatlik diziye bedeldi.’Budur’ dedim.
*Sizce belimi kırmış olabilir miyim? Tamam abarttım.Ama durumum gerçekten fena.Bilinçsiz yapılan sporun sonu.İki tane ağrı kesici aldım.İşe yaramadı.Kıpırdamamaya çalışıyorum.
*Formspringde sorular birikti biliyorum.Pek ilgilenemedim.Sori!

*Okul harcım yattı bankaya.Hafifleyiverdim birden.Neden acaba :D
*Kankacanla web-tasarım kursuna kaydolduk.Maksat bilgisayarın dilinden biraz daha anlamak+mesleğe katkı.Bakalım sonumuz hayrolsun.
*Fena halde gezdik-eğlendik bugün.Macun yiyememe sahnesini anlatmıycam.Yirmibeşbuçuk liralık köfteyi de.Hele bitmiş mısırdan hiç bahsetmiycem.Rezil olmaya niyetim yok :D
*Profesyonel makinalara takmış vaziyetteyim.Bugün bunu bikez daha fazlasıyla anladım.Bi  ara acaba sadece benim mi bi nikonD80 im yok diycektim.Neyse ki yalnız diilmişim.
*Kendimde her an çamura yatabilme sezdiğim halde karar değiştirmezsem eski staj yerime ziyarete gitme durumum olabilir.Özledim orayı.Ama üşengeç ve tembelim.
*Yeşilçayım ve yeni kitabım beni beklemekte.Şimdi kaçıyorum canlar.Bi süre yazılarım kesintili olabilir.Ama olmayabilir de.Bilemiyorum.İnternetimin keyfine kalmış.
Hayalci kaçar.
BY.

12 Eylül 2010 Pazar

Milyoner.

İlk çıktığı zaman izlemiştim aslında Milyoner'i.Unutmuşum çoktan.Aslında unutulmaması gerekirmiş.Film her yönüyle öyle nefis ki yönetmeni,oyuncuları,müzikleri,çekim teknikleri,kurgusu,mekanları ve tabii ki müthiş hikayesi.Zaten bildiğiniz gibi 8 dalda oscarı bulunmakta filmin.Çocuk oyuncuların performanslarından bahsetmiyorum bile.Doyamadım izlemeye.Listemde en iyilerin yerini birkez daha aldı yerini tekrar izlediğimde.İnsanın içine işleyen bir film.


Filmin konusu :
Jamal Malik Mumbai'nin gecekondu mahallelerinden birinde yaşayan 18 yaşında bir yetimdir. Hindistan'da katıldığı bir bilgi yarışmasında 20 milyon rupe kazanmasına sadece bir adım kalmıştır.
Şovun o gecelik bitmesinin ardından Jamal, eğitimsiz olan birinin bu kadar büyük başarıyı ancak hile yoluyla gösterebileceğinden şüphelenilip tutuklanır. Ama yarışmadaki her sorunun cevabıyla o gece Jamal'ın inanılması zor gerçek hikayesi ortaya çıkacaktır. Her bir soruyla geçmişine geri dönen Jamal'ın yaşadıklarını gözler önüne serer.Fakat sadece bir soru gizemini korur...





Bir sokak çocuğu,milyoner olmaya bir adım uzaktadır.Peki,bunu nasıl başarır?

A.Hile    B.Şans    C.Zeka    D.Kader

Tavsiye ederim,bu müthiş filmi bi yerlere not edin.

Dünden kareler.

Bu kadar meraklı,

 
Bu kadar umursamaz,

 Bu kadar zarif,     

Bu kadar şaşkın,
olsaydım
nolurdu :D


Related Posts with Thumbnails